Barbar Conan, Yusuf Peygamber ve Züleyha

Tommiks, Teksas, Zagor, Barbar Conan hatırladın mı bu kitapları ? Hani çocukluğumuzda biriktirirdik. Hatta bi dönem bu kitapları kendi aramızda bir oyun malzemesi bile yapmıştık. Şöyle ki; Her serinin kitapları herkeste olmadığından ve kısa yoldan bu kitapların serilerini toplamanın yolu işi masum bir kumara kadar götürmüştü. Kumar dediğim aslında kumar denemez. Zira bu işte şans değil yetenek sözkonusuydu. Anlatayım bak kararı sen ver. Kitapların karton kapaklarını ayakkabı cilasıyla bi güzel cilalardık. Hiçkimse de olmayan bir seriden kitabın ama hepsinin değil. Sonra geçer bir duvar dibine kitabı yere koyardık. “Para atan var mı ?” diye bağırırdık. Bu işin müptelaları hemen doluşurdu tezgahın başına. O zamanın parası alemünyum 5 kuruş ya da 10 kuruş atılırdı. Ağır almayacak ki para kitabın üzerine uzaktan atınca kapaktan kaysın üstünde durmasın ve yere düşsün. Para kitabın üstünde durursa parayı atan kitabın sahibi olurdu. Kitabın üstünde durmayan her para kitabı duvar dibine serenin. Şimdi bunun neresi kumar, yeteneğini sergile kitabın üzerine hangi açı ve hızda parayı atarsan durdurursun sen düşün. Mühendislik kafası isterdi bu iş. Yetenek işi, hesap kitap işi !

Kitaptan girdik bu işe devam edelim; “Yusuf Peygamber’in Barbar Conan la ne ilgisi var?” dediğinizi duyar gibiyim. Acele etmeyelim, anlatıcam. Tevrat da da yer alan Yusuf’un bir kadın ile imtihanı Kur’an’ı Kerim de de geçer. Bu bağlantıyı şöyle sağlayacağız. Tersten gidelim ve öncelikle şu “Ayartıcı Kadın Fenomeni”ne bir değinelim;

Kimmerler, Antik Dönem’de Kafkaslar’ın kuzeyinde yaşamış bir kavim. M.Ö. 8’inci yüzyılda İskitler’in baskısıyla bir bölümü Kafkaslar aracılığıyla bir bölümü de Karadeniz’in kuzeyinden dolaşarak Anadolu’ya gelmişler. Varlıklarını tamamen talanla sürdümüşler. Ele geçirdikleri her yeri talan ediyor, savaşıyor ancak oraya yerleşmiyorlar. Sürekli gezinen, göçebe bir kavim. Kimmerler, Van civarındaki Urartu Krallığı’nı, Orta Anadolu’nun en güçlü krallığı olan Finike’yi, Batı Anadolu’nun en güçlü kavmi olan Lidyalılar’ı yenilgiye uğratmış. Antik kaynaklarda bir yere yerleştiklerine dair bilgi yok. Bir antik kaynak Kimmerler’in 100 yıl Antandros’ta yaşadığını belirtiyor. Antandros Kimmerler’in Batı Anadolu’da yaşadıkları gösterilen tek merkez. Barbar Conan da sadece sanal bir kahraman. Kimmerler göçebe ve güçlü bir kavim olması nedeniyle böyle bir çizgi roman yapılmış. Conan da onun kahramanlarından biri. Bu sanal kahramanın kitaplarında en öne çıkan durumlardan biri savaşmaya gittiği her yerde karşısına kendisini ayartmaya çalışan bir kadının karşısına çıkıyor oluşu. Barbar Conan’ın yerleşik olmayan hayatına sürekli girip çıkan kadınlar ve onu mücadelesinde zaafa uğratma gayretleri etrafında dönen bir fenomen. “Ayartıcı Kadın Fenomeni” sadece Barbar Conan kitapları ya da serüvenlerinde yer alan bir fenomen değil bilakis tüm mitolojik efsanelerde yer bulmuş bir fenomen. Bu fenomende kadın ya da musallat varlıklar, tanrıların kahramanları amaç ve ülkülerinden vazgeçirmek için onları baştan çıkartıcı ya da işlerini zorlaştırıcı rolünü üstlenirler. Daha çok efsanelerde karşımıza çıkarlar. Zira efsaneler genelde bir ulusun ya da devletin ilk kuruluş öykülerinin fantastik biçimde anlatıldığı formları içerirler. Mitler ise daha çok yaradılış ve tanrılarla ilgilidir. Burada ki ülke kurucu, yurt bulucu kahramanımız bir beşer olduğundan zaafları vardır. Bu zaaflar kullanılarak kahramanımız yoldan çıkarılmak istenir. Kahramanın ne zor şartlar altında mücadele ettiği anlatılmak istenirken bu unsur belki de tamamlayıcı bir etki oluşturmak için kullanılmıştır. Bu zaafların erotik bir dil kullanılarak işlenmesi dinleyicide cazibe oluşturup ilgi çekme yönünü nedeniyle tercih edilen biçimdir. Tüm kahramanlık öykülerinde bu unsura rastlanmasa da bu fenomene birçok kültürde rastlamak mümkündür. Neyse konumuz bu değil, geçelim…

Yahudi din bilginlerinin kendi itirafları da göstermektedir ki Tevrat Külliyatı Babil, Sümer, Helenizm ve Ortadoğu inançlarından çokça etkilenmiştir. Tevratın yorumlayıcıları zamanla mitolojik birçok unsuru Midraş ve Talmud yoluyla kendi bilinçlerine yerleştirmiş, Allah’ın rehberlik hediyesi Tevratı tanınmaz hale getirmişlerdir. Bu süreçten sonra birçok konu artık vahiy ile düzeltilecek mümkünlükten uzak olunca artık Allah vahiy yoluyla bu çarpık inançları düzeltmek için teknik bilgi içeren düzeltmeler yapmaz. Çünkü kültürlerin oluşum süreçleri çok uzun ve çok köklüdür. Bir yenilikçi gelip toplumun ahlaki değerlerini tekrar ayağa kaldırmak yerine bu tür kültürel geçmiş birikimlerle teolojik tartışmalara girmesi demek mesajın aktarımını güçleştirmek demektir. Bu nedenle Kur’an geçmiş toplumların tüm kültürel fenomenlerine değinir ancak onları düzeltme yoluna gitmez. Burada Kur’anın amacı toplumların kültürel bilinçaltına yerleşmiş tonlarca çarpık inancı değiştirmek değil acil olan ahlaki değişim ve dönüşüme zemin hazırlamaktır. Her toplum ve kültürün farklı farklı çarpık inançlarını düzeltmek demek teknik, teorik, tarihi, coğrafi ve edebi bir çok bilgi vermek, tez sunmak ve bu tezleri doğrulama yoluna gitmek olacağından Vahyin taşıyıcısı bir peygamber değil son derece akademik bilgilerle konuşan bir Profesör olacaktı. Bu profesörü ise toplum geneli anlattığı dilin ağırlığı nedeniyle dinlemeyecek, Vahiy havada asılı duracaktı. Peygamberler taşıdıkları vahyi temsiliyet noktasında son derece “ümmi” dirler. Verdikleri bilginin doğruluğunu test etmezler ve bu yola hiç başvurmazlar. Zaten Kur’an da asla bu tür polemikler yer almaz. Peygamberlerden istenen kıssalardaki hissenin alınması, mücadeleye bu hisse ile devam edilmes, etrafındaki takipçilerinde hisse oranında mücadeleye katkı sunmasıdır. Hiçbir Kur’an ayeti “Musa’nın asasının sedir ağacında mı?, gürgenden mi ?” olduğu cevabını vermez. Kültürel bilinçaltına Kur’an, sadece bir derdini anlatmak isterken kıssalarda geçmiş ümmetlerin bildiği fenomenleri girizgah yapmak için kullanır. Hiçbir Kur’an ayeti ya da suresinde aktarılan kıssalarda, geçmiş yanlış bilinen bilgiler düzeltilmez. Aksine kahramanlar aynı kahraman, yerler aynı yerlerdir ama aktarılmak istenen bilinç taptaze tutulmak yenilenir. Çünkü Kur’anın anafikri Ahlak çerçevesinde dönüp dolaşır. Toplumların ahlaki erezyonu bu erozonu oluşturan her bir unsurun düzeltilmesi ile düzelmez. Zira buna ne bir peygamberin ömrü yeter ne de takipçilerinin. Kur’an kısa ve öz konuşur. Kıssadan hisse verir.

Gelelim Yusuf Peygamber’e. Tevrat’da bu konu Yaradılış Kitabı bölüm 39 da şöyle geçer.

Yusuf'la Potifar'ın Karısı BÖLÜM 39

Yar.39: 1 İsmaililer Yusuf'u Mısır'a götürmüştü. Firavunun görevlisi, muhafız birliği komutanı Mısırlı Potifar onu İsmaililer'den satın almıştı.

Yar.39: 2 RAB Yusuf'la birlikteydi ve onu başarılı kılıyordu. YusufMısırlı efendisinin evinde kalıyordu.

Yar.39: 3 Efendisi RAB'bin Yusuf'la birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü.

Yar.39: 4 Yusuf'tan hoşnut kalarak onu özel hizmetine aldı. Evinin vesahip olduğu her şeyin sorumluluğunu ona verdi.

Yar.39: 5 Yusuf'u evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumlusu atadığıandan itibaren RAB Yusuf sayesinde Potifar'ın evini kutsadı.Evini, tarlasını, kendisine ait her şeyi bereketli kıldı.

Yar.39: 6 Potifar sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu Yusuf'a verdi;yediği yemek dışında hiçbir şeyle ilgilenmedi. Yusuf güzel yapılı, yakışıklıydı.

Yar.39: 7 Bir süre sonra efendisinin karısı ona göz koyarak, "Benimle yat" dedi.

Yar.39: 8 Ama Yusuf reddetti. "Ben burada olduğum için efendim evdeki hiçbir şeyle ilgilenme gereğini duymuyor" dedi, "Sahip olduğu her şeyin yönetimini bana verdi.

Yar.39: 9 Bu evde ben de onun kadar yetkiliyim. Senin dışında hiçbir şeyi benden esirgemedi. Sen onun karısısın. Nasıl böyle bir kötülük yapar, Tanrı'ya karşı günah işlerim?"

Yar.39: 10 Potifar'ın karısı her gün kendisiyle yatması ya da birlikteolması için direttiyse de, Yusuf onun isteğini kabul etmedi.

Yar.39: 11 Bir gün Yusuf olağan işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu.

Yar.39: 12 Potifar'ın karısı Yusuf'un giysisini tutarak, "Benimle yat"dedi. Ama Yusuf giysisini onun elinde bırakıp evden dışarı kaçtı.

Yar.39: 13 Kadın Yusuf'un giysisini bırakıp kaçtığını görünce,

Yar.39: 14 uşaklarını çağırdı. "Bakın şuna!" dedi, "Kocamın getirdiği bu İbrani bizi rezil etti. Yanıma geldi, benimle yatmak istedi. Ben de bağırdım.

Yar.39: 15 Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı."

Yar.39: 16 Efendisi eve gelinceye kadar Yusuf'un giysisini yanında alıkoydu.

Yar.39: 17 Ona da aynı şeyleri anlattı: "Buraya getirdiğin İbrani köleyanıma gelip beni aşağılamak istedi.

Yar.39: 18 Ama ben bağırınca giysisini yanımda bırakıp kaçtı."

Yar.39: 19 Karısının, "Kölen bana böyle yaptı" diyerek anlattıklarınıduyunca, Yusuf'un efendisinin öfkesi tepesine çıktı.

Yar.39: 20 Yusuf'u yakalayıp zindana, kralın tutsaklarının bağlıolduğu yere attı. Ama Yusuf zindandayken

Yar.39: 21 RAB onunla birlikteydi. Ona iyilik etti. Zindancıbaşı Yusuf'tan hoşnut kaldı.

Yar.39: 22 Bütün tutsakların yönetimini ona verdi. Zindanda olup bitenher şeyden Yusuf sorumluydu.

Yar.39: 23 Zindancıbaşı Yusuf'un sorumlu olduğu işlerle hiç ilgilenmezdi. Çünkü RAB Yusuf'la birlikteydi ve yaptığı her işte onu başarılı kılıyordu.

Malum Yusuf Peygamber’in kendisini evlat edindiği yöneticinin karısı ile imtihanı Kur’an’da Yusuf Kıssasında şöyle geçer;

22. (Yusuf) erginlik çağına erişince, ona (isabetle) hükmetme (yeteneği) ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böyle mükâfatlandırırız.

23. Evinde bulunduğu kadın, onun nefsinden murat almak istedi, kapıları iyice kapattı ve "Haydi gel!" dedi. O da" (Hâşâ), Allah'a sığınırım! Zira kocanız benim velinimetimdir, bana güzel davrandı. Gerçek şu ki, zalimler iflah olmaz!" dedi.

24. Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı.

25. İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın onun gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında onun kocasına rastladılar. Kadın dedi ki: Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka ne olabilir!

26. Yusuf: "Asıl kendisi benim nefsimden murat almak istedi" dedi. Kadının akrabasından biri şöyle şahitlik etti: "Eğer gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, bu ise yalancılardandır."

27. "Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. Bu ise doğru söyleyenlerdendir."

28. (Kocası, Yusuf'un gömleğinin) arkadan yırtılmış olduğunu görünce, (kadına): "Şüphesiz, dedi; bu, sizin tuzağınızdır. Sizin tuzağınız gerçekten büyüktür."

29. "Ey Yusuf! Sen bundan (olanları söylemekten) vazgeç! (Ey kadın!) Sen de günahının affını dile! Çünkü sen günahkârlardan oldun"

30. Şehirdeki bazı kadınlar dediler ki: Azizin karısı, delikanlısının nefsinden murat almak istiyormuş; Yusufun sevdası onun kalbine işlemiş! Biz onu gerçekten açık bir sapıklık içinde görüyoruz.

31. Kadın, onların dedikodusunu duyunca, onlara dâvetçi gönderdi; onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. Herbirine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusufa): "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar onu görünce, onun büyüklüğünü anladılar. (Şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve dediler ki: Hâşâ Rabbimiz! Bu bir beşer değil... Bu ancak üstün bir melektir!

32. Kadın dedi ki: İşte hakkında beni kınadığınız şahıs budur. Ben onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) şiddetle sakındı. Andolsun, eğer o kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve elbette sürünenlerden olacaktır!

33. (Yusuf:) Rabbim! Bana zindan, bunların benden istediklerinden daha iyidir! Eğer onların hilelerini benden çevirmezsen, onlara meyleder ve cahillerden olurum! dedi.

34. Rabbi onun duasını kabul etti ve onların hilesini uzaklaştırdı. Çünkü O çok iyi işiten, pek iyi bilendir.


Tevrat’da bu konunun yer alıyor oluşu Tevrat’ın mitolojizasyona uğratılması neticesindedir. Bu durumun ortaya çıkmasında kastılı unsurlarında varlığı inkar edilemez. Tevrat’ın bir masal kitabına dönüştürülmesi elbette bir çok kesimin bu masal anlatımından ceplerini doldurduğu gerçeğini gölgeleyemez. Masal anlatmak bilinmelidir ki çok karlı bir iştir ki dini hikayeler anlatmak asla zarar ettirmez. Yahudi Külliyatı sürgünler, istilalar ve yeniden yapılanmalar sürecinde masalcıların da etkisiyle Tevrat geçmiş inanç formlarından ayartıcı kadın fenomenini kendi bünyesine almaktan kurtulamamıştır. Kur’anın bu konuya değiniyor oluşu indiği toplumdaki Yahudi bilinçaltındaki birikim ile polemiğe girmemek içindir. Tevrata yakın durmak ve Tevrat konularına yer vermek Kur’an aktarımı için büyük bir avantaj sağlamak demektir. Kur’an bu fenomeni kullanır ancak Yusuf Peygamber tüm mitolojilerde olduğu gibi amacına ulaşan bir kahraman gibidir ve ayartıcı kadından sıyrılmayı da başarır.

Sizin kahramanlarınız kurtuluyor da bizim ki niye kurtulmasın ki öyle değil mi !
Sizin kahramanlarınız kahramansa bizim ki de kahraman. Sizinki oluyor da bizim ki niye olmasın !

Ayartıcı kadın fenomeni olarak Tevrat da ve Kur’an da yer alan bu durum Yusuf’u yolundan döndürmemişken ve kadın amacına ulaşamamışken nasıl oldu da, nerden çıktı bu Züleyha Yusuf aşkı ?

İşte onu da bizim bilinçaltımıza kim ve nerden sızdırdı sorgulamak gerekir. Tevrat’a Talmud’dan Midraş’dan dalan masalcılar Hadis ve Tefsir yoluyla bize de dalmadı demek saftiriklik olur. Demek ki masal anlatanlarda, masallarda asla eskimiyor !

Bu blogdaki popüler yayınlar

Musa, Ekmek ve Özgürlük - ÇIKTI

Kadir Gecesi Bulundu !

Şeytan Kimin Gözlerinden Öper ?