Bercestecilik

Arkadaşla iki günlüğüne bir iş toplantısının yapıldığı şehir dışında otele gittik. Anadolu'nun bir çok ilinden de bir çok kişi gelmişlerdi. Geçmiş zaman ne içindi hatırlamıyorum. Birinci gün, konular, toplantılar, tanışmalarla geçti. Herkes memnun, açık büfe, havuz, çay kahve, mutluyuz, hem çalışıyoruz hem yiyip içiyoruz. İkinci gün sosyal etkinlik günüymüş. Peki, dedik ikinci günde kaldık, sosyalleşelim...

Bir tane dramacı şapşal tutmuşlar, bize kişisel gelişimi Budizm kisvesiyle yutturacak. Katılımcıların bundan haberi yok, onlar genelde açık büfe, deniz manzarası eşliğinde çay kahve goy goy dalar. Onlar yapılan şeylerin bir sosyal deney ya da iletişimi kuvvetlendirecek eğlenceli şeyler olduğunu düşünüyorlar. Otelin büyük balo salonunda herkesin duvar kenarına doğru yaslanmasını istediler. Nereden baksan altı yüz, yedi yüz kişi. Geçmiş zaman tam sayısını hatırlamıyorum, neyse.

Elinde içinde cam bilye, taş ve deniz kabuğu olan sepetiyle genç bir bayan, herkesin önünden geçiriyor: "Hangisini Seçersin ?" diyor ve herkese birer tane seçtiriyordu. Katılımcılar biraz şaşkın, biraz heyecanlı ama birazdan olacak olan şeylerin merakıyla sabırsızlık içinde bekleşmeye başladılar. Dramacı tiyatoracı Hint gurusu gönümlü yaşlı abla, konuşmak isteyenlere neden seçtiğini ve seçtiği şeyin kendisinde ne çağrıştırdığını sordu.

Taş, katılığı ve hayatın gerçekliğini,
deniz kabuğu, duygusallığı ve özgürlüğü,
cam bilye ise geçmişi ve çocukluğa özlemi yansıtıyor(muş)du. Aslında o bilmiyordu insan genelinin ilk çağrışımları üzerine, kendi evini yapıp içine kiracı arıyordu. 

Herkes kendisinde çağrıştırdığı şey üzere bi sürü şey söyledi. Bunlar olurken dramacı tiyatoracı hint gurusu görünümlü abla katılımcıların sözleri üzerine alttan alta Budizm'i yediriyordu. Kimse ne anlasın samsara'dan, brahman-atman'dan, avatar'dan, nirvana'dan. Adlarını kullanmıyor ama insanlara hayat diye anlattığı şey bal gibi Budizm.

Hayat acı, istek ve arzular şelale ama aranmak lazım, falandı filan.
Neyse, katılımcılar içinde hiç kimse birden fazla şey seçmemişti. Önlerine konulan seçeneklerden birine mecbur kalmıştı. Gıcıklık değil mi kardeşim, ben üçünü birden seçmiştim ve söz aldım;

- "Birincisi; önümüzde konulan seçeneklerin hepsine değil de bir tanesine mecbur edişinize şaşırdım doğrusu" dedim. "Çünkü siz burada çok naif bir şekilde sabahtan beri bize inceden inceye Budizm gömleği giydirdiğiniz."

Salonda hava birden soğudu. "Sosyal etkinlik görünümünde yaptığınız şu şu şu şeyler, samsara, brahman-atman düalizmi, nirvana, avatardı." dedim.
Kadın şok, yanında ki çıraklar şok. Hatta bizi oraya davet edenler de şok.
Neden üçünü birden seçtiğimi merak ediyor musunuz ? diye sordum, isteksizce "Buyrun" dedi.

"Bakın, aktardığınız şeyler içinde çok doğru ve hayatın nesnel gerçekliğine ya da ruhuna dokunan yönler var elbette. Ben üçünü birden seçtim çünkü hayat bir bütün, inanç da bir bütündür. Ancak unutmamanız gereken şey şu; Tüm hayatı kuşatan ve onu bölüp parçalamadan bir bütün olarak gören tek Din; İslam'dır. Tüm tarihsel süreçlerde adı İslam'dı. Siz onu kendi kültürünüzde başka bir isimle isimlendirdiniz. O geldiği toplumun kültürel rengine bürünüp bir süre sonra tanınmaz hale gelmiş olabilir, hayatın her bir yanına dokunan hakikati, bütünden koparılıp yeni bir ideoloji, yeni bir inanç, yeni bir tapınım ritüel indirgeyişine söz konusu edilmiş olabilir. Sorunumuz hayatı parçalamak ! İslam bizi birleştirmek ve aramızda daima kalıcı Barışı sağlamak, aramızda kalıcı bir Esenlik kurmak istiyor" dedim.

Sonra dağıldık tabi. Çıkışta sırtıma dokunup tasdik edenler de oldu artiz artiz bakıp surat ekşitenler de. Neyse ne diyeceğimi unuttum, hahh,

İslam'ın bütünlüğü elimizde iki kapak arasında bulunan Vahyin ayetlerinin bağlamından koparılarak okunması sonucu bozulmuştur. Bakın bu çok önemli bir sorun. Muhammed a.s ve dava arkadaşları için böyle bir sorun yoktu. Çünkü onlar bir soruna, bir duruma, bir olaya binaen inmiş vahyi kendi içinde bulundukları bağlamda bir "bilince" dönüştürmüşlerdi. Bizim bu gün yaptığımız şey ise çoğunlukla ayetleri kendi bağlamından ve gerçekliğinden koparıp duvara asmak yani bercesteleştirip sağa sola fırlatmak. Tek bir ayetin hakikat içinde doğru bir yere oturmasına bir şey dediğim yok ancak öyle ayetler var ki bağlamından çekilip alındığında hem o ayet hem de içinde olduğu Surenin ana fikri uçup gitmektedir. Kur'an da Yahudiler için: "Ağızlarını eğip büküyorlardı" diye değinilen sorun işte tam da budur.

Çok konuşma çözümün ne ? diyecek olursanız eyvallah, çözüm var çok şükür, evet çözüm şu; Tamam elimizde bir bütün olan kitap ilk dönem muhatapları gibi bizde bir bilinç oluşturmayabilir. Çünkü onlar olayı ve olaylarla ilgili ayeti ya da ayetleri, sindire sindire yedire yedire özümsüyor ve bilinçleniyorlardı. Biz ise ayetleri bir olayın içinde değil bir durum orta çıktığında değil masa başında, konferansta ya da haftalık ders sohbetlerinde okuyoruz, dinliyoruz. Bizim de bu bağlamda yapacağımız şeyler sayesinde bilinç kazanmamız mümkün:

En önemlisi ilk dönem muhatapların olduğu gibi aynı ortak kavganın içinde olmak,
Kur'anı kesinlikle kendi bütünselliği içinde okumak,
Ayetleri tek tek ya da parçalar halinde başka konuların altına yapıştırmamak,
indexleme yapmamak,
Kıssaların anafikrine odaklanmak, detaylarında boğulmamak,
Bir ayetin içinde geçen kelimenin hangi anlama geldiğini ilgili ayetin bağlamına dikkat ederek çevirmek. Bu konuda gözden kaçan daha önemli şeylerde olabilir ancak bu kadarı bile bizim Kur'an mesajında ki anafikri bilinçlenme yolunda önemli bir adım atmamıza olanak sağlayacaktır.

...ve sonra dönüp Muhammed a.s. ile dava arkadaşlarına, tüm tarihsel süreçlerde diğer peygamberlerin hayatına bakacağız. Kendimize soracağız, tarihe soracağız, hayatın gerçekliklerine soracağız; Neyin kavgası bu sürüp giden ? 

...ve sonra Kur'ana soracağız; "Senin derdin ne ? Bana neden sürekli geçmişte sürüp giden büyük bir kavgadan söz ediyorsun? " 

Ee Haydi yeniden başlayalım!
EuzübillahihimineşşeytaniracimBismilllahirrahmanirrahim...


Bu blogdaki popüler yayınlar

Musa, Ekmek ve Özgürlük - ÇIKTI

Kadir Gecesi Bulundu !

Şeytan Kimin Gözlerinden Öper ?