Kayıtlar

N'olacak bu Fillerin hali !

Resim
İslam'i algımızın bütün umudunu mucizelere bağlayışının belki de en önemli örneği Fil Suresi olsa gerek. Ayette hiç bir kuş adı belirtilmemesine rağmen rivayet kültürü etkisiyle kelimeler eğilir bükülür ve garip bir kuş türü ortaya çıkartılır. Kuş türü arasında olmayan bir tür uydurulup ona mucizevi işler yaptırılır.

Niye ki Ebabil diye bir kuş yok mu ?

Yok abi. Böyle bir kuş adı da yok zaten. "Ebabil" kelimesi tüm lügatlarda "ibbil", "übbül", "ebbal" kelimelerinin çoğuludur. Ebabil, kuş anlamına gelmez, "sürü - sürü" anlamında birçok anlamına gelir. Kuş anlamına gelmediği ayette ki diğer bir kelime ile de zaten anlaşılır ki o da "Siccil" kelimesidir. "Siccil" kelimesi pehlevice bir kelimedir yani "seng-i gil" dir. "Pişmiş taş" anlamına gelir. Şimdi olay da, kelimelere de yerli yerine oturuyor. Böylece Rabbimizin ağzında ateş toplarıyla kuşlar değil "Pişmiş taşlardan bir çoğunu onların üz…

Dindar İnatlaşma

Resim
Din'in kültürel alana hapsolması ve millileşmesi sorunu tüm toplumlarda görülen acı bir son süreçtir.
Din, insan eliyle ya folklorik kalıplarda fırka ve mezheplere ayrılarak hayattan koparılıyor ya da milli bir kimlik giydirilerek tekele alınıp hayattan uzaklaştırılıyor.

Kur'an bu nedenle en çok İsrailoğulları tarihinden kesitler sunar. Çeşit çeşit ihanet, çeşit çeşit dini kullanma ve hayatın dışına itme süreçleri. İsrailoğulları Allah'ın kendilerine vahiy lutfunu;
ya elçilerini kutsallaştırıp ya öldürerek, vahyi de külliyatlar yoluyla zenginleştirip taşınamayacak hale getirip hayatın dışına ittiler. Tüm yeryüzündeki mazlumun umudu olmayı ise kendi kişisel çıkarları uğrana milli emperyal amaçlarına hizmete dönüştürüp "Tanrı tüm yeryüzünü bize bahşetti" şeklinde millileştirdiler. Arz-ı Mevud dinin milliştirilmesi sendromudur.

Oysa Allah daima
Zalime haddini bildiren mazluma ise arka çıkanlara yeryüzünü vaadeder.
"Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmek…

Mehdi Gelmiş !

Resim
Zerdüştilik’te Saoşyant,
Budizm’de Metteyya,
Hinduizm’de Kalki,
Eski Amerika Dinleri’nde Quetzalcoatl,
Şintoizm’de Mirozo,
Konfüçyanizm’de Milafo,
Sabiilik’te Praşai Siva adıyla bir kurtarıcının geleceği umut edilmekteydi. Yahudiler Harun soyundan gelecek birini beklediler. Hıristiyanlar İsa'nın kozmik kıyametten önce tekrar geleceğini. Onlar beklediler ve gelmedi. Beklemeye devam da ediyorlar. İslami geleneğimize bu kurtarıcının adı Mehdi olarak bize geçmiştir. Biz de bekliyoruz, ahir zamanda Allah tarafından gönderileceğine ve Müslüman bir dünya imparatorluğu kuracağına inanılan bir şahıs, bir hükümdar. Son tahlilde Hıristiyan dogmasını bire bir kopyalamışız, bekliyoruz...

Mesih/Mehdi beklentisi tarihsel süreçte tüm toplumların umut besledikleri KAHRAMAN FENOMENİ beklentisidir. İçimizden birisi Tanrısal özel ilişkileri ile imtiyazlara sahip olarak gelecek ve bizi kurtaracak ! İlk başlanca, o ilk temiz, saf ve duru hayata geri döndürecek, adaleti sağlayacak ve bizi kurtaraca…

Issız Ada ve İnsan

Resim
Issız bir adaya düşsem yanıma alacağım üç şey;
yanmayan çakmak, ıslak odun ve keyfimin kahyası.

Dur !
Bi dakka ya ! onu demicektim. Bu "ıssız adaya düşme sevdası" nerden geliyor? onu konuşacaktım.

Robinson abi batının ürettiği bir ıssız ada fenomeni, bizim İslami gelenekte de Hay var. Başka kültürlerde de farklı farklı isimler. Ama "ada" fenomeni, "mağaraya sığınma" aynı.

Peki ama insanoğlu niçin ıssız bir adaya düşmek istiyor ?
Ya da soruyu şöyle soralım;
reel hayatta tüm ihtiyaçlar zorda olsa bir şekilde karşılanabiliyorken imkanların kısıtlı olduğu bir adaya düşme isteği neden bu kadar derinden ve sarsıcı bir biçimde yoğun bir istek olarak içimizde duruyor ?

Bu sorunun pisikolocik arka planını bilmiyorum çünkü bu alanda bir kartvizitim yok, onun için bu konuda artizlik yapacak değilim ama bildiğim bişey var ki İnsanoğlunun İnsanoğluna ettiğini hiç bir şey etmemiştir. Birbirimize öylesine zulmetmişiz ki birbirimizden kaçmak için canhıraş bir adaya d…

Kafa konforu için köşe takımı

Resim
"Abi kısa yaz okuyamıyoruz, uzun uzun yazma" diyen kardeşlerim tam size göre bir şey söylicem gelin şöyle, otur abi sende otur, güngörmüş abla sen de şöylee, heeeehh.
Selamiiiii abiiii bize çayyyy.

Bak şimdi anladın mı niye vahiy böyle kısa kısa anlatıyor, mecaz, kıssa, darb-ı meseller kullanıyor biliyor musun?

Koooooooooskoca Mısır tarihinde yer eden Musa ile Firavun mücadelesini ciltler dolusu ekonomik, siyasal ve sosyo kültürel derinlikleri ve verileri ile anlatmıyor da "Musa bi vurdu denize ikiye ayırdı, İsrailoğulları da karşıya geçti, kurtuldular" şeklinde tasvir ediyor anladın mı !

Denizi yarma meselesi bir mecaz anlatım biçimi olarak Tevrat'ta da yer etmiş daha sonra Kur'an bunun için "hadi ya deniz filan yarılmadı, biz sosyolojik bir durum tahlilini böyle anlatıyoruz siz de ne anlıyorsunuz ya !" ya da "aslına bi gelgit filan oluyordu, biz de o sırada Musa'ya dedik ki yürü, ama siz devasa denizin yarılmasını anlayın işte" de…

OnİkiEylülBindokuzyüzSeksen

Resim
Çok sevdiğim bir fıkradır. Belkide yıllardır hiç unutamadığım.
Portekiz hapishanesinde üç mahkum kendi aralarında konuşurlar, mevzuyu kes...

"Beni Radak taraftarı olduğum için içeri attılar" der biri. Diğeri de: "Beni de Radak taraftarı olmadığım için" der. Sonra dönüp üçüncüye sorarlar, bilader sen niye içerdesin ?
Cevap verir üçüncü mahkum: "Bendeniz Radak'ım beyler!"

Fıkra işte. Gülmen geçti mi, dinle bak şimdi Sağcılık Solculuk meselesine dalıcam.

Ülkemizin yaklaşık son yüz yılı çok sancılar içinde geçmiştir. Yakın tarih ekonomik kriz ve darbeler tarihi adeta. Bir iki yıllığına hükumetler kuruluyor, koalisyon nedeniyle bozuluyor, beş yılda bir ağır ekonomik kriz, krizin tetiklediği ya da tetiklendirilen kaos ve terör beraberinde askeri darbeyi getiriyordu. İki yılda bir kriz, beş yılda bir ekonomik kaos ve sonrasında darbe. Gerçi bu süreç tüm dünyada sürdürülen bir senaryo. Önce sorun çıkar, sonrada sorunu çözmek için darbe yap !

Öyle bir kaos ç…

Elaman Aranıyor !

Resim
Kur-an, kendi alanının bir uzmanı olarak muhatabına teklif edeceği durum için adeta işe alınacak kalifiye elaman muamelesi yapar. Tüm insanlık için genel bildirileri, kısa ve öz örneksel şer'i kuralları ve ritüelleri, geçmiş ümmetlerin ibretlik kıssaları hariç bu durum değişmez. Allah ile ilgili varlık delilleri Kur-an' ın çok az bir kısmını teşkil eder. Muhatabı Ateizm değil, Politeizm dir. Yani inanan müşrikler. Kur-an bu durumu " Onların çoğu şirk koşmadan İman etmezler" olarak özetlemektedir. Bu nedenle Kur-an' ın asıl muhatabı onu red ve inkara şartlanmış, sürekli çatışma psikolojisi olan bir zihindir. Bu muhalefet veya çatışmacı biçimi nedeniyle, Kur-an kendisine muhalif olana söz hakkı verdiği gibi, fikir ve düşüncesini değerlendirme aşamasına yalnızca Soru sorarak getirir.

Kur-an' ı Kerim karşıt fikrin duygularına değil aklına hitap eder. Soru sorar. ikna etmenin en etkili yolu soru sormak ve Vicdanın cevapladığı doğru kararı muhatap almaktır. Vicdan …